Gazel 491 - به چشم کرده‌ام ابروی ماه سيمايی

G.491/1  به چشم كرده‌ام ابروی ماه سیمایی / خیال سبزخطی نقش بسته‌ام جایی

G.491/2  امید هست كه منشور عشقبازی من / از آن كمانچه ابرو رسد به طغرایی

G.491/3  سرم ز دست بشد چشم از انتظار بسوخت / در آرزوی سر و چشم مجلس آرایی

G.491/4  مكدر است دل آتش به خرقه خواهم زد / بیا ببین كه كرا می‌كند تماشایی

G.491/5  به روز واقعه تابوت ما ز سرو كنید / كه می‌رویم به داغ بلندبالایی

G.491/6  زمام دل به كسی داده‌ام من درویش / كه نیستش به كس از تاج و تخت پروایی

G.491/7  در آن مقام كه خوبان ز غمزه تیغ زنند / عجب مدار سری اوفتاده در پایی

G.491/8  مرا كه از رخ او ماه در شبستان است / كجا بود به فروغ ستاره پروایی

G.491/9  فراق و وصل چه باشد رضای دوست طلب / كه حیف باشد از او غیر او تمنایی

G.491/10  درر ز شوق برآرند ماهیان به نثار / اگر سفینه حافظ رسد به دریایی


CDXXXV

Bir ay yüzlü güzelin kaşıyla yanağında yeni biten tüylerinin hayaline düştüm, yine yeniden bir genç sevdim.

Gönlümün dizginini öyle birisine verdim ki, ne taç için kimseye rağbeti var, ne taht için.

Meclisleri bezeyen bir güzelin başıyla gözü arzusuna düştüm de başım elden gitti, gözlerim de beklemeden yandı yakıldı.

Güzelleri sevme fermanım, o yay kaşlının tasdikine mazhar olur diye ummaktayım; bu ne hayal!

Gönül gamlandı. Hırkamı ateşlere atacağım. Gel de gör... çünkü bu, seyre değer.

Ölüm günümde tabutumu selvi ağacından yapın. Çünkü bir yüce boylunun dağıyla gitmekteyim.

Güzellerin bakış kılıçlarını çektikleri yerde, bir başın ayaklar altına düşmesine şaşma!

* Geceleyin yüzü bana ay olurken, yıldızın aydınlığına ihtiyacım mı olur?

Ayrılık nedir, buluşma ne? Sen sevgilinin rızasını iste... zira ondan, kendisinden başka bir şey dilemek yazıktır!

Hafız'ın cönkü bir denize düşse, balıklar zevklerinden o şiirlere saçmak için inciler çıkarırlar.


Be-çeşm kerdeem ebru-yı mah-simayi

Heyal-i sebz-hati nakş besteem cayi

Gazel 492 - سلامی چو بوی خوش آشنايی

Selami çü bad-ı hoş-ı aşinayi
Bedan merdum-i dide-i ruşeyayi

G.492/1  سلامی چو بوی خوش آشنایی / بدان مردم دیده روشنایی

G.492/2  درودی چو نور دل پارسایان / بدان شمع خلوتگه پارسایی

G.492/3  نمی‌بینم از همدمان هیچ بر جای / دلم خون شد از غصه ساقی كجایی

G.492/4  ز كوی مغان رخ مگردان كه آن جا / فروشند مفتاح مشكل گشایی

G.492/5  عروس جهان گر چه در حد حسن است / ز حد می‌برد شیوه بی‌وفایی

G.492/6  دل خسته من گرش همتی هست / نخواهد ز سنگین دلان مومیایی

G.492/7  می صوفی افكن كجا می‌فروشند / كه در تابم از دست زهد ریایی

G.492/8  رفیقان چنان عهد صحبت شكستند / كه گویی نبوده‌ست خود آشنایی

G.492/9  مرا گر تو بگذاری ای نفس طامع / بسی پادشایی كنم در گدایی

G.492/10  بیاموزمت كیمیای سعادت / ز همصحبت بد جدایی جدایی

G.492/11  مكن حافظ از جور دوران شكایت / چه دانی تو ای بنده كار خدایی


  1. O aydın ve parlak gözbebeğine, o gözümüzün bebeği dilbere güzel aşinalık yeli gibi selam!
  2. O zahitlik halvetinin mumuna zahitler gönlünün nuru gibi dua!
  3. Bizimle düşüp kalkanların hiçbirisini yerinde görmüyorum. Hepsi de bizi bırakıp gitmiş... saki, nerdesin? Gönlüm dertten kan kesildi!
  4. Pir-i muganın civarından yüz çevirme, müşkülleri açma anahtarını orada satarlar, orada!
  5. Gösterin, sofiyi yere yıkan şarabı nerde satıyorlar? Riyakârane zahitliğin elinden ıstıraplara düştüm.
  6. Yoldaşlar, sohbet hukukunu öyle bozdular ki; hiç bizimle bildik değillermiş sanki!
  7. Âlem gelini tam güzel, her şey yerinde ama vefasızlığı hadden aşırı!
  8. Hasta gönlümün bir himmeti varsa, o da şu: Taş yüreklilerden hiç mumya dilemez!
  9. Ey tamahkâr nefis, beni bırakırsan, şu yoksulluğumda bile çok padişahlık ederim ben!
  10. Sana kutluluk kimyasını öğreteyim: Kötü arkadaştan ayrılık, ayrılık! 
  11. Hafız, feleğin cefasından şikâyet etme. A kul, Tanrı işini ne bilirsin sen?

[CDXL]

Gazel 490 - در همه دير مغان نيست چو من شيدايی

G.490/1  در همه دیر مغان نیست چو من شیدایی / خرقه جایی گرو باده و دفتر جایی

G.490/2  دل كه آیینه شاهیست غباری دارد / از خدا می‌طلبم صحبت روشن رایی

G.490/3  كرده‌ام توبه به دست صنم باده فروش / كه دگر می نخورم بی رخ بزم آرایی

G.490/4  نرگس ار لاف زد از شیوه چشم تو مرنج / نروند اهل نظر از پی نابینایی

G.490/5  شرح این قصه مگر شمع برآرد به زبان / ور نه پروانه ندارد به سخن پروایی

G.490/6  جوی‌ها بسته‌ام از دیده به دامان كه مگر / در كنارم بنشانند سهی بالایی

G.490/7  كشتی باده بیاور كه مرا بی رخ دوست / گشت هر گوشه چشم از غم دل دریایی

G.490/8  سخن غیر مگو با من معشوقه پرست / كز وی و جام می‌ام نیست به كس پروایی

G.490/9  این حدیثم چه خوش آمد كه سحرگه می‌گفت / بر در میكده‌ای با دف و نی ترسایی

G.490/10  گر مسلمانی از این است كه حافظ دارد / آه اگر از پی امروز بود فردایی


CDXXXVI

Bütün muğ mabetlerinde benim gibi bir şeyda yok: Hırka bir tarafta şaraba rehin olmuş, defter bir yanda!

Gönül, padişahın aynası, ama tozlanmış. Tanrı'dan tedbiri isabetli ve aydın birisiyle arkadaşlık etmek istiyorum.

Bir daha meclisi bezeyen bir güzel olmadıkça şarap içmeye şarap satan dilberin huzurunda tövbe ettim.

Eteğime, gözümden dereler, ırmaklar akıttım. Belki kucağıma bir suna boylu selvi dikerler!

Getir şarap gemisini... sevgilinin yüzü olmadıkça gözümün her köşesi gönül gamından bir deniz kesildi.

Bu hikâyeyi belki mum, dile getirir. Yoksa pervanenin söz söylemeye meyli yok!

Nergis, gözünün şivesinden bahsettiyse, incinme. Nazar ehli, bir körün ardına düşmez ya.

Seher çağı meyhane kapısında bir Hıristiyanın tefle, neyle söylediği şu söz ne kadar hoşuma gitti:

Eğer Müslümanlık Hafız'ın Müslümanlığı ise, vay bugünün ardında bir yarın varsa, vay!


Der-heme deyr-i mugan nist çü men şeydayi 

Hırka cayi girov-i bade vu defter cayi