Hafız Divanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hafız Divanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Gazel 495 - می خواه و گل افشان کن از دهر چه می‌جويی

Mey hah-u gul efşan kun ezdehr çi micuyi
İn guft sehergeh gul bülbül tu çi miguyi

G.495/1  می خواه و گل افشان كن از دهر چه می‌جویی / این گفت سحرگه گل بلبل تو چه می‌گویی

G.495/2  مسند به گلستان بر تا شاهد و ساقی را / لب گیری و رخ بوسی می نوشی و گل بویی

G.495/3  شمشاد خرامان كن و آهنگ گلستان كن / تا سرو بیاموزد از قد تو دلجویی

G.495/4  تا غنچه خندانت دولت به كه خواهد داد / ای شاخ گل رعنا از بهر كه می‌رویی

G.495/5  امروز كه بازارت پرجوش خریدار است / دریاب و بنه گنجی از مایه نیكویی

G.495/6  چون شمع نكورویی در رهگذر باد است / طرف هنری بربند از شمع نكورویی

G.495/7  آن طره كه هر جعدش صد نافه چین ارزد / خوش بودی اگر بودی بوییش ز خوش خویی

G.495/8  هر مرغ به دستانی در گلشن شاه آمد / بلبل به نواسازی حافظ به غزل گویی


  1. Gül, seher çağı şu sözleri söyledi: Şarap iste, gülleri saç, felekten ne şikâyet edip durur, ne istersin? Ey bülbül, sen ne diyorsun?
  2. Gül bahçesine git, orada otur da güzelin dudağını em, sakinin yanağını öp, şarap iç, gül kokla!
  3. Sevgili, şimşad boyunla salın, gül bahçesine doğru yürü de selvi, boyundan gönül alma tarzını öğrensin!
  4. Ey râna gül fidanı, bakalım, gülümseyen koncan kimi devlete erdirecek; kimin için boy atmakta, kimin için yetişip gelişmedesin!
  5. Güzellik mumu rüzgâr uğrağı olan bir yerdedir, bir nefeste sönüp gider. Kendine gel de iyilik sermayesiyle bir hüner elde et!
  6. Bugün alışveriş pazarın revaçta, alıcılar kaynaşıp duruyor... ticaret etmeye bak, iyilik sermayesiyle bir hazine elde et!
  7. Her büklümü yüzlerce Çin miskine değen o saçların güzel huydan da bir nasibi olsaydı ne hoş olurdu!
  8. Her kuş padişahın gülşenine bir nağmeyle geldi: Bülbül şakıyarak, Hafız dualar ederek!

[CDXXXIX]

Gazel 494 - ای دل گر از آن چاه زنخدان به درآيی

Ey dil ger ezan çah-ı zenehdan bederayi
Her ca ki revi zûd peşiman bederayi


G.494/1  ای دل گر از آن چاه زنخدان به درآیی / هر جا كه روی زود پشیمان به درآیی

G.494/2  هش دار كه گر وسوسه عقل كنی گوش / آدم صفت از روضه رضوان به درآیی

G.494/3  شاید كه به آبی فلكت دست نگیرد / گر تشنه لب از چشمه حیوان به درآیی

G.494/4  جان می‌دهم از حسرت دیدار تو چون صبح / باشد كه چو خورشید درخشان به درآیی

G.494/5  چندان چو صبا بر تو گمارم دم همت / كز غنچه چو گل خرم و خندان به درآیی

G.494/6  در تیره شب هجر تو جانم به لب آمد / وقت است كه همچون مه تابان به درآیی

G.494/7  بر رهگذرت بسته‌ام از دیده دو صد جوی / تا بو كه تو چون سرو خرامان به درآیی

G.494/8  حافظ مكن اندیشه كه آن یوسف مه رو / بازآید و از كلبه احزان به درآیی


  1. Gönül, sevgilinin kuyuya benzeyen çene çukurundan çıkarsan, nereye gidersen git, pek tez pişman olur çıkarsın!
  2. Aklını başına al. Eğer nefis vesvesesine kulak asarsan, Adem gibi cennet bahçesini terk etmek mecburiyetinde kalırsın.
  3. Abıhayat çeşmesinden susuz çıkarsan, felek sana bir katre bile su vermese yeri var!
  4. * Âlemi aydınlatan güneş gibi belki evinden çıkarsın diye, hasretinle sabah gibi can vermekteyim.
  5. Koncanın açılıp gül haline gelmesi gibi sen de açılasın diye, seher yeli gibi sana ne vakte dek himmet nefesini yollayıp duracağım.
  6. Ayrılığının karanlık gecesinde canım dudağıma geldi. Parlak ay gibi doğmanın tam zamanı artık!
  7. Salına salına yürüyen selvi gibi belki çıkarsın diye, kapının toprağına gözyaşlarımdan iki yüz ırmak akıttım.
  8.  Hafız, gam yeme... ay yüzlü Yusuf, elbette yine gelir ve sen de elbette Külbe-i ahzanından çıkar, kurtulursun!
[CDXXXIII]

Gazel 493 - ای پادشه خوبان داد از غم تنهايی

Ey padşeh-i huban dad ez-gam-ı tenhayi
Dil bitu be can amed vaktest ki baz ayi

G.493/1  ای پادشه خوبان داد از غم تنهایی / دل بی تو به جان آمد وقت است كه بازآیی

G.493/2  دایم گل این بستان شاداب نمی‌ماند / دریاب ضعیفان را در وقت توانایی

G.493/3  دیشب گله زلفش با باد همی‌كردم / گفتا غلطی بگذر زین فكرت سودایی

G.493/4  صد باد صبا این جا با سلسله می‌رقصند / این است حریف ای دل تا باد نپیمایی

G.493/5  مشتاقی و مهجوری دور از تو چنانم كرد / كز دست بخواهد شد پایاب شكیبایی

G.493/6  یا رب به كه شاید گفت این نكته كه در عالم / رخساره به كس ننمود آن شاهد هرجایی

G.493/7  ساقی چمن گل را بی روی تو رنگی نیست / شمشاد خرامان كن تا باغ بیارایی

G.493/8  ای درد توام درمان در بستر ناكامی / و ای یاد توام مونس در گوشه تنهایی

G.493/9  در دایره قسمت ما نقطه تسلیمیم / لطف آن چه تو اندیشی حكم آن چه تو فرمایی

G.493/10  فكر خود و رای خود در عالم رندی نیست / كفر است در این مذهب خودبینی و خودرایی

G.493/11  زین دایره مینا خونین جگرم می ده / تا حل كنم این مشكل در ساغر مینایی

G.493/12  حافظ شب هجران شد بوی خوش وصل آمد / شادیت مبارك باد ای عاشق شیدایی


  1. Ey güzeller padişahı, medet yalnızlıktan, medet. Gönül sensiz cana geldi. Artık geri gelmenin zamanı.
  2. Bu gül bahçesinin gülü daima taze kalmaz. Kudretin varken yoksullara yardım etmeye bak!
  3. Dün gece rüzgâra zülfünden şikâyet ediyordum. Dedi ki: Yanlışın var, sen bu malihulyadan vazgeç!
  4. Yüzlerce sabah rüzgârı bile zincirlere vurulmuş, raks edip durmada. Gönül, sevgili işte bu. Kendine gel de beyhude havalara düşme!
  5. İştiyak ve ayrılık beni sensiz öyle bir hale getirdi ki, elimden sabır da gitti, takat da!
  6. Yarabbi, bu nükteyi âlemde kime söylemeli: O hercai güzel, hem hercai, hem de yüzünü kimseye göstermedi gitti. 
  7. Saki, yeşillikte açılan gülün sen olmadıkça bir rengi yok. Şimşad boyunla salına salına gel ki gülistanı bezeyesin.
  8. Ey hastalık döşeğinde derdi, dermanım... ey yalnızlık bucağında yadı munisim olan sevgili!
  9. Biz kısmet dairesinde teslim noktasıyız, sana tabiiz. Lütuf, ne düşündüysen odur; hüküm, ne buyurursan o!
  10. Kendini düşünmek, reyini söylemek, rintlik âleminde olamaz. Bu yolda kendini görmek, reyini söylemek küfürdür.
  11. Bu mavi daire yüzünden ciğerim kanlı... şarap ver de bu müşkülü yine kadehle halledeyim.
  12. Hafız, ayrılık gecesi geçti, vuslatın güzel kokusu geliyor. Neşen mübarek olsun ey şeydalığa âşık!

[CDXCVII *]

Gazel 491 - به چشم کرده‌ام ابروی ماه سيمايی

G.491/1  به چشم كرده‌ام ابروی ماه سیمایی / خیال سبزخطی نقش بسته‌ام جایی

G.491/2  امید هست كه منشور عشقبازی من / از آن كمانچه ابرو رسد به طغرایی

G.491/3  سرم ز دست بشد چشم از انتظار بسوخت / در آرزوی سر و چشم مجلس آرایی

G.491/4  مكدر است دل آتش به خرقه خواهم زد / بیا ببین كه كرا می‌كند تماشایی

G.491/5  به روز واقعه تابوت ما ز سرو كنید / كه می‌رویم به داغ بلندبالایی

G.491/6  زمام دل به كسی داده‌ام من درویش / كه نیستش به كس از تاج و تخت پروایی

G.491/7  در آن مقام كه خوبان ز غمزه تیغ زنند / عجب مدار سری اوفتاده در پایی

G.491/8  مرا كه از رخ او ماه در شبستان است / كجا بود به فروغ ستاره پروایی

G.491/9  فراق و وصل چه باشد رضای دوست طلب / كه حیف باشد از او غیر او تمنایی

G.491/10  درر ز شوق برآرند ماهیان به نثار / اگر سفینه حافظ رسد به دریایی


CDXXXV

Bir ay yüzlü güzelin kaşıyla yanağında yeni biten tüylerinin hayaline düştüm, yine yeniden bir genç sevdim.

Gönlümün dizginini öyle birisine verdim ki, ne taç için kimseye rağbeti var, ne taht için.

Meclisleri bezeyen bir güzelin başıyla gözü arzusuna düştüm de başım elden gitti, gözlerim de beklemeden yandı yakıldı.

Güzelleri sevme fermanım, o yay kaşlının tasdikine mazhar olur diye ummaktayım; bu ne hayal!

Gönül gamlandı. Hırkamı ateşlere atacağım. Gel de gör... çünkü bu, seyre değer.

Ölüm günümde tabutumu selvi ağacından yapın. Çünkü bir yüce boylunun dağıyla gitmekteyim.

Güzellerin bakış kılıçlarını çektikleri yerde, bir başın ayaklar altına düşmesine şaşma!

* Geceleyin yüzü bana ay olurken, yıldızın aydınlığına ihtiyacım mı olur?

Ayrılık nedir, buluşma ne? Sen sevgilinin rızasını iste... zira ondan, kendisinden başka bir şey dilemek yazıktır!

Hafız'ın cönkü bir denize düşse, balıklar zevklerinden o şiirlere saçmak için inciler çıkarırlar.


Be-çeşm kerdeem ebru-yı mah-simayi

Heyal-i sebz-hati nakş besteem cayi

Gazel 492 - سلامی چو بوی خوش آشنايی

Selami çü bad-ı hoş-ı aşinayi
Bedan merdum-i dide-i ruşeyayi

G.492/1  سلامی چو بوی خوش آشنایی / بدان مردم دیده روشنایی

G.492/2  درودی چو نور دل پارسایان / بدان شمع خلوتگه پارسایی

G.492/3  نمی‌بینم از همدمان هیچ بر جای / دلم خون شد از غصه ساقی كجایی

G.492/4  ز كوی مغان رخ مگردان كه آن جا / فروشند مفتاح مشكل گشایی

G.492/5  عروس جهان گر چه در حد حسن است / ز حد می‌برد شیوه بی‌وفایی

G.492/6  دل خسته من گرش همتی هست / نخواهد ز سنگین دلان مومیایی

G.492/7  می صوفی افكن كجا می‌فروشند / كه در تابم از دست زهد ریایی

G.492/8  رفیقان چنان عهد صحبت شكستند / كه گویی نبوده‌ست خود آشنایی

G.492/9  مرا گر تو بگذاری ای نفس طامع / بسی پادشایی كنم در گدایی

G.492/10  بیاموزمت كیمیای سعادت / ز همصحبت بد جدایی جدایی

G.492/11  مكن حافظ از جور دوران شكایت / چه دانی تو ای بنده كار خدایی


  1. O aydın ve parlak gözbebeğine, o gözümüzün bebeği dilbere güzel aşinalık yeli gibi selam!
  2. O zahitlik halvetinin mumuna zahitler gönlünün nuru gibi dua!
  3. Bizimle düşüp kalkanların hiçbirisini yerinde görmüyorum. Hepsi de bizi bırakıp gitmiş... saki, nerdesin? Gönlüm dertten kan kesildi!
  4. Pir-i muganın civarından yüz çevirme, müşkülleri açma anahtarını orada satarlar, orada!
  5. Gösterin, sofiyi yere yıkan şarabı nerde satıyorlar? Riyakârane zahitliğin elinden ıstıraplara düştüm.
  6. Yoldaşlar, sohbet hukukunu öyle bozdular ki; hiç bizimle bildik değillermiş sanki!
  7. Âlem gelini tam güzel, her şey yerinde ama vefasızlığı hadden aşırı!
  8. Hasta gönlümün bir himmeti varsa, o da şu: Taş yüreklilerden hiç mumya dilemez!
  9. Ey tamahkâr nefis, beni bırakırsan, şu yoksulluğumda bile çok padişahlık ederim ben!
  10. Sana kutluluk kimyasını öğreteyim: Kötü arkadaştan ayrılık, ayrılık! 
  11. Hafız, feleğin cefasından şikâyet etme. A kul, Tanrı işini ne bilirsin sen?

[CDXL]

Gazel 490 - در همه دير مغان نيست چو من شيدايی

G.490/1  در همه دیر مغان نیست چو من شیدایی / خرقه جایی گرو باده و دفتر جایی

G.490/2  دل كه آیینه شاهیست غباری دارد / از خدا می‌طلبم صحبت روشن رایی

G.490/3  كرده‌ام توبه به دست صنم باده فروش / كه دگر می نخورم بی رخ بزم آرایی

G.490/4  نرگس ار لاف زد از شیوه چشم تو مرنج / نروند اهل نظر از پی نابینایی

G.490/5  شرح این قصه مگر شمع برآرد به زبان / ور نه پروانه ندارد به سخن پروایی

G.490/6  جوی‌ها بسته‌ام از دیده به دامان كه مگر / در كنارم بنشانند سهی بالایی

G.490/7  كشتی باده بیاور كه مرا بی رخ دوست / گشت هر گوشه چشم از غم دل دریایی

G.490/8  سخن غیر مگو با من معشوقه پرست / كز وی و جام می‌ام نیست به كس پروایی

G.490/9  این حدیثم چه خوش آمد كه سحرگه می‌گفت / بر در میكده‌ای با دف و نی ترسایی

G.490/10  گر مسلمانی از این است كه حافظ دارد / آه اگر از پی امروز بود فردایی


CDXXXVI

Bütün muğ mabetlerinde benim gibi bir şeyda yok: Hırka bir tarafta şaraba rehin olmuş, defter bir yanda!

Gönül, padişahın aynası, ama tozlanmış. Tanrı'dan tedbiri isabetli ve aydın birisiyle arkadaşlık etmek istiyorum.

Bir daha meclisi bezeyen bir güzel olmadıkça şarap içmeye şarap satan dilberin huzurunda tövbe ettim.

Eteğime, gözümden dereler, ırmaklar akıttım. Belki kucağıma bir suna boylu selvi dikerler!

Getir şarap gemisini... sevgilinin yüzü olmadıkça gözümün her köşesi gönül gamından bir deniz kesildi.

Bu hikâyeyi belki mum, dile getirir. Yoksa pervanenin söz söylemeye meyli yok!

Nergis, gözünün şivesinden bahsettiyse, incinme. Nazar ehli, bir körün ardına düşmez ya.

Seher çağı meyhane kapısında bir Hıristiyanın tefle, neyle söylediği şu söz ne kadar hoşuma gitti:

Eğer Müslümanlık Hafız'ın Müslümanlığı ise, vay bugünün ardında bir yarın varsa, vay!


Der-heme deyr-i mugan nist çü men şeydayi 

Hırka cayi girov-i bade vu defter cayi

Gazel 489 - ای در رخ تو پيدا انوار پادشاهی

G.489/1  ای در رخ تو پیدا انوار پادشاهی / در فكرت تو پنهان صد حكمت الهی

G.489/2  كلك تو بارك الله بر ملك و دین گشاده / صد چشمه آب حیوان از قطره سیاهی

G.489/3  بر اهرمن نتابد انوار اسم اعظم / ملك آن توست و خاتم فرمای هر چه خواهی

G.489/4  در حكمت سلیمان هر كس كه شك نماید / بر عقل و دانش او خندند مرغ و ماهی

G.489/5  باز ار چه گاه گاهی بر سر نهد كلاهی / مرغان قاف دانند آیین پادشاهی

G.489/6  تیغی كه آسمانش از فیض خود دهد آب / تنها جهان بگیرد بی منت سپاهی

G.489/7  كلك تو خوش نویسد در شان یار و اغیار / تعویذ جان فزایی افسون عمر كاهی

G.489/8  ای عنصر تو مخلوق از كیمیای عزت / و ای دولت تو ایمن از وصمت تباهی

G.489/9  ساقی بیار آبی از چشمه خرابات / تا خرقه‌ها بشوییم از عجب خانقاهی

G.489/10  عمریست پادشاها كز می تهیست جامم / اینك ز بنده دعوی و از محتسب گواهی

G.489/11  گر پرتوی ز تیغت بر كان و معدن افتد / یاقوت سرخ رو را بخشند رنگ كاهی

G.489/12  دانم دلت ببخشد بر عجز شب نشینان / گر حال بنده پرسی از باد صبحگاهی

G.489/13  جایی كه برق عصیان بر آدم صفی زد / ما را چگونه زیبد دعوی بی‌گناهی

G.489/14  حافظ چو پادشاهت گه گاه می‌برد نام / رنجش ز بخت منما بازآ به عذرخواهی


CDLXXXIV

Ey yüzünde padişahlık nurları görünüp duran padişahım, fikrinde yüzlerce Tanrı hikmeti gizli!

Allah mübarek etsin, nazar değmesin; kalemin bir katre kara mürekkepten din ülkesine yüklerce abıhayat kaynağı akıttı. 

İsm-i azamın nurları Şeytan'da zuhur etmez. Ülke de senindir, hatem de... dilediğini buyur!

Süleyman'ın ululuğuna şüphe edenin aklına, irfanına kuş da güler, balık da!

Doğan, arada bir başına bir külahtır koyar, ama padişahlık usulünü yine Kafdağı'ndaki kuşlar bilir! 

Gökyüzünün kendi feyziyle su verdiği kılıç, askere minnet çekmeden, yalnız başına bütün dünyayı zapt edebilir.

Kalemin yar ve ağyar hakkında cana canlar katan muskayı da güzelce yazar, ömür eksilten, insanı helak eden afsunu da! 

Ey şeref ve ululuk kimyasından halk edilmiş olan, ey devleti zeval sadmesinden emin bulunan padişahım.

Kılıcının ışığından bir parıltı madene düşse, kızıl benizli yakuta saman sarılığı verir.

Bir ömürdür kadehimde şarap yok... ben şu davada bulunuyorum ya, işte muhtesib de şahidimdir.

Bilirim, halimi sabah çağından sorarsan, gönlün geceleri uyumayanların aczine mutlaka merhamet eder.

Saki, meyhane çeşmesinden su getir de hırkalarımızı tekke riyasından yıkayalım.

İsyan şimşeği Adem Safî'yi bile yakarsa, gayrı bize nasıl olur da günahsızlık davası yaraşır ki?

* Hafız, padişahın senin adını arada bir anıyor ya, gayrı bahtından şikâyet etme de özür dilemeye gel!


Ey der-ruh-i tu peyda envar-ı padşahi 

Der-fikret-i tu pinhan şüd hikmet-i ilahi 

Gazel 488 - سحرم هاتف ميخانه به دولتخواهی

 G.488/1  سحرم هاتف میخانه به دولتخواهی / گفت بازآی كه دیرینه این درگاهی

G.488/2  همچو جم جرعه ما كش كه ز سر دو جهان / پرتو جام جهان بین دهدت آگاهی

G.488/3  بر در میكده رندان قلندر باشند / كه ستانند و دهند افسر شاهنشاهی

G.488/4  خشت زیر سر و بر تارك هفت اختر پای / دست قدرت نگر و منصب صاحب جاهی

G.488/5  سر ما و در میخانه كه طرف بامش / به فلك بر شد و دیوار بدین كوتاهی

G.488/6  قطع این مرحله بی همرهی خضر مكن / ظلمات است بترس از خطر گمراهی

G.488/7  اگرت سلطنت فقر ببخشند ای دل / كمترین ملك تو از ماه بود تا ماهی

G.488/8  تو دم فقر ندانی زدن از دست مده / مسند خواجگی و مجلس تورانشاهی

G.488/9  حافظ خام طمع شرمی از این قصه بدار / عملت چیست كه فردوس برین می‌خواهی


CDXCII *

Seher çağı meyhane hatifi, iyiliğimi isteyerek dedi ki: Beri gel, sen bu kapının eski kulusun.

Cem gibi cur'amızı iç de cihanı gösteren kadeh, seni iki cihanın sırrından agâh etsin...

Meyhane kapısında öyle kalenderler var ki, padişahlık tacını alırlar da, verirler de! 

Başlarının altında kerpiç var, ama ayakları yedi yıldızın da üstünde... kudret elini gör, rütbe ve makamı seyret!

Başımız meyhane kapısında. Çünkü meyhanenin damı, duvarı bu alçaklığıyla beraber feleğin bile üstünde!

Hızır kılavuz olmadıkça bu konağı aşmaya kalkışma, çünkü kapkaranlık bir yol... yol yitirmeden kork!

Gönül, sana yokluk saltanatını bağışlarlarsa, o saltanatın en ehemmiyetsiz hududu aydan balığa kadardır.

Yolun karanlıklar diyarına gitmekte, bir Hızır bul. Çünkü bu yolda yolsuzlar çoktur.

Mademki yokluktan bahsetmeyi bilmiyorsun... bari vezirlik mesnediyle Turanşah'ın makamını elden bırakma. Vezirin mülazemetini terk etme.

Ham tamaha düşmüş Hafız, şu işten utan! Amelin nedir ki, ona karşılık cennet istemektesin?


Seherem hatif-i meyhane be-dovlet-hahi 

Guft baz ay ki dirine-i in dergahi

Gazel 487 - ای بی‌خبر بکوش که صاحب خبر شوی

 G.487/1  ای بی‌خبر بكوش كه صاحب خبر شوی / تا راهرو نباشی كی راهبر شوی

G.487/2  در مكتب حقایق پیش ادیب عشق / هان ای پسر بكوش كه روزی پدر شوی

G.487/3  دست از مس وجود چو مردان ره بشوی / تا كیمیای عشق بیابی و زر شوی

G.487/4  خواب و خورت ز مرتبه خویش دور كرد / آن گه رسی به خویش كه بی خواب و خور شوی

G.487/5  گر نور عشق حق به دل و جانت اوفتد / بالله كز آفتاب فلك خوبتر شوی

G.487/6  یك دم غریق بحر خدا شو گمان مبر / كز آب هفت بحر به یك موی تر شوی

G.487/7  از پای تا سرت همه نور خدا شود / در راه ذوالجلال چو بی پا و سر شوی

G.487/8  وجه خدا اگر شودت منظر نظر / زین پس شكی نماند كه صاحب نظر شوی

G.487/9  بنیاد هستی تو چو زیر و زبر شود / در دل مدار هیچ كه زیر و زبر شوی

G.487/10  گر در سرت هوای وصال است حافظا / باید كه خاك درگه اهل هنر شوی


CDLV

Ey hiçbir şeyden haberi olmayan, çalış çabala da aşktan haberdar ol... yolcu olmadıkça nerde kılavuz olacaksın sen? 

Oğul, kendine gel de çalış, hakikatler mektebinde bugün aşk edibi olasın!

Yol erleri gibi varlık bakırından elini yıka, arın da aşk kimyasını bulup altın haline gel!

Uykun, yemeğin... huzur ve istirahatin, seni kendi mertebenden uzaklaştırdı gitti!

Huzurunu, istirahatını terk edersen; kendine gelir, mertebeni bulursun.

Tanrı aşkının nuru gönlünle canına aksederse, Tanrı'ya ant olsun, gökyüzündeki güneşten daha parlak, daha güzel bir hale gelirsin! 

Bir an Tanrı denizine dal, yedi denizin suyu bir tek kılını bile ıslatır sanma!

Ululuk sahibi Tanrı'nın yolunda başsız ayaksız bir hale geldin mi baştan ayağa kadar Tanrı nuru olursun!

* Her bakışta Tanrı cemalini görürsen, gayrı hiç şüphe etme, nazar sahibi oldun gitti.

Varlığının yapısı, mevhum varlığın, benliğin altüst olursa; ben de altüst olur, yıkılır, mahvolurum sanma, gönlüne böyle bir şüphe getirme sakın!

Hafız, başında vuslat havası varsa, hüner ehlinin kapısına toprak olman gerek!


Ey bi-haber bikuş ki sahib-haber şevi 

Ta rah-rev nebaşi key râhber şevi

Gazel 486 - بلبل ز شاخ سرو به گلبانگ پهلوی

 G.486/1  بلبل ز شاخ سرو به گلبانگ پهلوی / می‌خواند دوش درس مقامات معنوی

G.486/2  یعنی بیا كه آتش موسی نمود گل / تا از درخت نكته توحید بشنوی

G.486/3  مرغان باغ قافیه سنجند و بذله گوی / تا خواجه می خورد به غزل‌های پهلوی

G.486/4  جمشید جز حكایت جام از جهان نبرد / زنهار دل مبند بر اسباب دنیوی

G.486/5  این قصه عجب شنو از بخت واژگون / ما را بكشت یار به انفاس عیسوی

G.486/6  خوش وقت بوریا و گدایی و خواب امن / كاین عیش نیست درخور اورنگ خسروی

G.486/7  چشمت به غمزه خانه مردم خراب كرد / مخموریت مباد كه خوش مست می‌روی

G.486/8  دهقان سالخورده چه خوش گفت با پسر / كای نور چشم من به جز از كشته ندروی

G.486/9  ساقی مگر وظیفه حافظ زیاده داد / كاشفته گشت طره دستار مولوی


CDLVIII

Bülbül, dün gece selvi dalından Pehlevî gülbankıyla mâna makamlarının dersini vermekte,

Gül, tevhit nüktesini ağaçtan duyman için Musa ateşini gösterdi, demekteydi.

Bahçedeki kuşlar; vezir Farsça gazeller dinleyerek şarap içsin diye, kafiyeli nağmeler okuyorlar, latifeler ediyorlardı.

Gözün bir bakışla halkın evini barkını yıktı. Mahmurlaşma, ayılma. Sarhoşluğun daha hoş.

Koca köylü, çocuğa ne güzel de dedi: Gözümün nuru, ektiğinden başka bir şey biçemezsin ki.

Bu tersine dönmüş bahttan şu acayip hikâyeyi duy: Sevgili, bizi İsa nefesleriyle öldürdü!

Cemşid bile dünyadan bir kadeh hikâyesinden başka bir şey götürmedi. Sakın, sakın dünyaya gönül verme!

Bir hasır, yoksulluğum ve emin olarak uyumam ne de hoş, ne de güzel. Bu çeşit yaşayış padişahların harcı değil!

Saki, galiba Hafız'a fazla şarap sundu ki, başındaki molla sarığının ucu yine perişan oldu!


Bulbul zi şah-ı serv be-gulbang-ı Pehlevi 

Mihand duş ders-i makamat ma'nevi

Gazel 485 - ساقيا سايه ابر است و بهار و لب جوی

 G.485/1  ساقیا سایه ابر است و بهار و لب جوی / من نگویم چه كن ار اهل دلی خود تو بگوی

G.485/2  بوی یك رنگی از این نقش نمی‌آید خیز / دلق آلوده صوفی به می ناب بشوی

G.485/3  سفله طبع است جهان بر كرمش تكیه مكن / ای جهان دیده ثبات قدم از سفله مجوی

G.485/4  دو نصیحت كنمت بشنو و صد گنج ببر / از در عیش درآ و به ره عیب مپوی

G.485/5  شكر آن را كه دگربار رسیدی به بهار / بیخ نیكی بنشان و ره تحقیق بجوی

G.485/6  روی جانان طلبی آینه را قابل ساز / ور نه هرگز گل و نسرین ندمد ز آهن و روی

G.485/7  گوش بگشای كه بلبل به فغان می‌گوید / خواجه تقصیر مفرما گل توفیق ببوی

G.485/8  گفتی از حافظ ما بوی ریا می‌آید / آفرین بر نفست باد كه خوش بردی بوی


CDLXXVIII

Ey saki, bulut gölgesi, bahar, ırmak kıyısı... artık ben ne yapmam gerek, söylemeyeyim de gönül ehliysen sen söyle!

Bu suretten birlik ve ihlas kokusu gelmiyor, sofinin bulaşık hırkasını halis şarapla yıka.

Dünya aşağılık tabiatlıdır, keremine dayanma... ey dünyayı görmüş, anlamış, tecrübeli kişi; aşağılık adamdan vefa ve sebat umma!

Kulağını aç. Bak, bülbül feryat ederek ne diyor: Hocam, tevfik gülünü kokla, ihmal etme!

Eğer sevgilinin yüzünü görmek istiyorsan, gönül aynasını cilala. Yoksa demirden, tunçtan asla ne gül biter, ne nesrin!

* Sana iki nasihat vereyim de dinle, yüz hazine elde et: Zevk ve işret kapısından gir, kimseyi ayıplama peşinden koşup durma!

* Bak, yine bahara eriştin, buna şükrane olarak iyilik fidanını dik, tevfik gülünü kokla!

Hafız'ımızdan riya kokusu geliyor, dedin... aferin nefesine, ne de güzel koku aldın!


Sakiya saye-i ebrest-u behar-u leb-i cuy 

Men neguyem çi kun er ehl-i dili hod tu biguy

Gazel 484 - تو مگر بر لب آبی به هوس بنشينی

 G.484/1  تو مگر بر لب آبی به هوس بنشینی / ور نه هر فتنه كه بینی همه از خود بینی

G.484/2  به خدایی كه تویی بنده بگزیده او / كه بر این چاكر دیرینه كسی نگزینی

G.484/3  گر امانت به سلامت ببرم باكی نیست / بی دلی سهل بود گر نبود بی‌دینی

G.484/4  ادب و شرم تو را خسرو مه رویان كرد / آفرین بر تو كه شایسته صد چندینی

G.484/5  عجب از لطف تو ای گل كه نشستی با خار / ظاهرا مصلحت وقت در آن می‌بینی

G.484/6  صبر بر جور رقیبت چه كنم گر نكنم / عاشقان را نبود چاره به جز مسكینی

G.484/7  باد صبحی به هوایت ز گلستان برخاست / كه تو خوشتر ز گل و تازه‌تر از نسرینی

G.484/8  شیشه بازی سرشكم نگری از چپ و راست / گر بر این منظر بینش نفسی بنشینی

G.484/9  سخنی بی‌غرض از بنده مخلص بشنو / ای كه منظور بزرگان حقیقت بینی

G.484/10  نازنینی چو تو پاكیزه دل و پاك نهاد / بهتر آن است كه با مردم بد ننشینی

G.484/11  سیل این اشك روان صبر و دل حافظ برد / بلغ الطاقه یا مقله عینی بینی

G.484/12  تو بدین نازكی و سركشی ای شمع چگل / لایق بندگی خواجه جلال الدینی


CDXXXVII

Sen bir su kıyısında heva ve hevesine uyup oturmaya gör, yoksa suda ne görürsen kendini görürsün; her gördüğün, yaptığının aksidir.

Sen Tanrı'nın seçilmiş kulusun. Kullar arasından seni seçen Tanrı hakkı için, sen de bu eski kulun üstüne kimseyi seçme!

Edep ve haya seni ay yüzlülerin padişahı yaptı. Aferin sana, sen bunun gibi daha yüzlerce mertebeye layıksın.

Rakibin cefasına sabretmeyeyim de ne yapayım? Âşıklara sabırdan, tahammülden başka çare yok ki!

Ne şaşılacak şey, sen bir gül olduğun halde dikenle oturmaktasın. Olsa olsa bunu zamana uygun görüyorsun da ondan!

Emaneti iman selameti ile verirsen kayırmam. Ardında dinsizlik olmazsa âşıklık kolay!

Bu ihlas sahibi kuldan garazsız bir söz işit; çünkü sen hakikati gören büyüklerin makbulü bir güzelsin.

Sen gülden daha hoş, nesrinden daha tazesin. Böyle olduğu halde seyir için bahçeye salına salına gidişine hayıflanıyorum doğrusu.

Bu seyrangâhta bir an oturursan, sağdan soldan gözyaşlarımın nasıl habbelerle oynadığını görürsün.

Sen gönlü pak, tabiatı pak bir zahitsin, kötü kişilerle oturmaman daha iyi. 

Bu akan gözyaşı seli Hafız'ın gönlündeki sabrı alıp götürdü. Takatim kalmadı gayrı, ey gözbebeğim, ayrıl benden!

Ey Çigil güzeli, sen bu naziklikle, bu güzellikle Hâce Celaleddin'in meclisine layıksın.


Tu meger ber-leb-i abi be-heves binşini 

Verne her fitne ki bini heme ez-hod bini

Gazel 483 - سحرگه ره روی در سرزمينی

 G.483/1  سحرگه ره روی در سرزمینی / همی‌گفت این معما با قرینی

G.483/2  كه ای صوفی شراب آن گه شود صاف / كه در شیشه برآرد (بماند) اربعینی

G.483/3  خدا زان خرقه بیزار است صد بار / كه صد بت باشدش در آستینی

G.483/4  مروت گر چه نامی بی‌نشان است / نیازی عرضه كن بر نازنینی

G.483/5  ثوابت باشد ای دارای خرمن / اگر رحمی كنی بر خوشه چینی

G.483/6  نمی‌بینم نشاط عیش در كس / نه درمان دلی نه درد دینی

G.483/7  درون‌ها تیره شد باشد كه از غیب / چراغی بركند خلوت نشینی

G.483/8  گر انگشت سلیمانی نباشد / چه خاصیت دهد نقش نگینی

G.483/9  اگر چه رسم خوبان تندخوییست / چه باشد گر بسازد با غمینی

G.483/10  ره میخانه بنما تا بپرسم / مآل خویش را از پیش بینی

G.483/11  نه حافظ را حضور درس خلوت / نه دانشمند را علم الیقینی


CDXVIII

Seher çağı bir yolcu, bir yerde yoldaşın birine bu muammayı söyleyip duruyordu:

Sofi, şarap şişede bir erbain çıkardı mı saf olur.

Süleyman Peygamber'in parmağı onun olmadıkça yüzük kaşının ne haysiyeti olur ki?

Tanrı, yeninde yüzlerce put bulunan hırkadan yüzlerce defa bizardır.

Mürüvvet gerçi ismi var, cismi yok bir şeydir. Fakat ister kabul etsin, ister etmesin, sen bir nazenine niyaz edegör!

Ey harman sahibi, bir başak devşirene merhamet edersen, sevaba girersin.

Gönüller karardı, belki halvette oturan birisi gayb âleminden bir çerağ uyarır.

Ne kimsede yücelme ümidi var, ne dertli bir gönülde derman, ne de birisinde din derdi!

* Gerçi güzellerin âdeti kötü huyluluktur, fakat sevgili, bir dertli âşıka iltifat etsen ne çıkar? 

* Meyhane yolunu göster de sonum ne olacak, akıbeti gören birisinden sorayım!

Ne Hafız'da ders ve halvet için bir huzur kaldı, ne âlimde yakın bilgisi!


Sehergeh reh-revi der-ser-zemini 

Hemiguft in mu'amma ba-karini

Gazel 482 - ای دل به کوی عشق گذاری نمی‌کنی

 G.482/1  ای دل به كوی عشق گذاری نمی‌كنی / اسباب جمع داری و كاری نمی‌كنی

G.482/2  چوگان حكم در كف و گویی نمی‌زنی / باز ظفر به دست و شكاری نمی‌كنی

G.482/3  این خون كه موج می‌زند اندر جگر تو را / در كار رنگ و بوی نگاری نمی‌كنی

G.482/4  مشكین از آن نشد دم خلقت كه چون صبا / بر خاك كوی دوست گذاری نمی‌كنی

G.482/5  ترسم كز این چمن نبری آستین گل / كز گلشنش تحمل خاری نمی‌كنی

G.482/6  در آستین جان تو صد نافه مدرج است / وان را فدای طره یاری نمی‌كنی

G.482/7  ساغر لطیف و دلكش و می افكنی به خاك / و اندیشه از بلای خماری نمی‌كنی

G.482/8  حافظ برو كه بندگی پادشاه وقت / گر جمله می‌كنند تو باری نمی‌كنی


CDLVI

Gönül, aşk civarında bir kere bile uğramıyorsun; bütün sebepler elinde, fakat hiçbir işe girmiyorsun.

Bu kadar güzel bir meydanın var da bir top bile çelmiyorsun, böyle bir doğan elinde de bir av bile avlamıyorsun!

Latif ve şarapla dolu kadehin var, şarabı toprağa döküyorsun, mahmurluk belasını düşünmüyorsun bile!

Senin maksat yeninde yüzlerce misk gizli... fakat sen onu bir sevgilinin saçlarına feda etmiyorsun ki!

Ciğerindeki bu kan dalgalanıp durmakta, öyle olduğu halde onu bir sevgilinin yüzünü boyamaya sarf etmiyorsun.

Sabah rüzgârı gibi bir dostun civarından geçmiyorsun ki, onun için huyun misk gibi kokmadı gitti.

Korkarım bu gül bahçesinde bir gül bile dermeyeceksin... sevgilinin bağındaki bir dikene bile tahammül etmiyorsun, ne yapayım?

Yürü be Hafız, sevgilinin kapısında bütün âşıklar kulluk ediyorlar da sen etmeyeceksin ha!


Ey dil be-kuy-ı 'ışk guzârî nemîkunî 

Esbâb cem' dâriy u kârî nemîkunî

Gazel 481 - بشنو اين نکته که خود را ز غم آزاده کنی

 G.481/1  بشنو این نكته كه خود را ز غم آزاده كنی / خون خوری گر طلب روزی ننهاده كنی

G.481/2  آخرالامر گل كوزه گران خواهی شد / حالیا فكر سبو كن كه پر از باده كنی

G.481/3  گر از آن آدمیانی كه بهشتت هوس است / عیش با آدمی ای چند پری زاده كنی

G.481/4  تكیه بر جای بزرگان نتوان زد به گزاف / مگر اسباب بزرگی همه آماده كنی

G.481/5  اجرها باشدت ای خسرو شیرین دهنان / گر نگاهی سوی فرهاد دل افتاده كنی

G.481/6  خاطرت كی رقم فیض پذیرد هیهات / مگر از نقش پراگنده ورق ساده كنی

G.481/7  كار خود گر به كرم بازگذاری حافظ / ای بسا عیش كه با بخت خداداده كنی

G.481/8  ای صبا بندگی خواجه جلال الدین كن / كه جهان پرسمن و سوسن آزاده كنی


CDLIV

Şu nükteyi duy da kendini gamdan kurtar: Sana ait olmayan, senin nasibin bulunmayan rızkı istersen, kanlar içmiş olursun!

Mademki nihayet testicilere toprak olacaksın, bari şimdi testiyi şarapla doldurmaya bak!

Cennet isteyen adamlardansan, periden doğmuş gibi güzel birkaç kişiyle işret et!

Ulular makamına lafla dayanılmaz. Meğerki bütün ululuk sebeplerini hazırlamış, elde etmiş olasın.

Ey şirin ağızların Husrev'i, bu sana gönül veren Ferhat'a bir baksan, sevaba girersin.

Gönlün feyiz yazısını ne vakit kabul edecek? Heyhat! Meğerki karmakarışık nakışlardan arınsın.

Hafız, işini Tanrı keremine bırakırsan, Tanrı vergisi olan bahtla nice işretlerde bulunursun.

** Ey seher yeli, Hâce Celaleddin'in kulluğunda bulun, ona hürmet et de âlemi yaseminler, hür süsenlerle doldur.


Bişnev in nükte ki hodra zi gam azade kuni 

Hun hori ger taleb-i ruzi-i nenhade kuni

Gazel 480 - ای که در کشتن ما هيچ مدارا نکنی

 G.480/1  ای كه در كشتن ما هیچ مدارا نكنی / سود و سرمایه بسوزی و محابا نكنی

G.480/2  دردمندان بلا زهر هلاهل دارند / قصد این قوم خطا باشد هان تا نكنی

G.480/3  رنج ما را كه توان برد به یك گوشه چشم / شرط انصاف نباشد كه مداوا نكنی

G.480/4  دیده ما چو به امید تو دریاست چرا / به تفرج گذری بر لب دریا نكنی

G.480/5  نقل هر جور كه از خلق كریمت كردند / قول صاحب غرضان است تو آن‌ها نكنی

G.480/6  بر تو گر جلوه كند شاهد ما ای زاهد / از خدا جز می و معشوق تمنا نكنی

G.480/7  حافظا سجده به ابروی چو محرابش بر / كه دعایی ز سر صدق جز آن جا نكنی


CDXCVI *

Ey bizi öldürmede müdarası olmayan sevgili, bizim kanımızı, sermayemizi yakıyor da perva bile etmiyorsun.

Belaya düşmüş dertliler aşkın öldürücü zehrine sahiptirler, bu kavme kastetmek hatadır, kendine gel, bu niyete düşme sakın!

Bir göz ucuyla derdimize deva etmene imkân varken tedavi etmezsen, bu insafa sığmaz doğrusu!

Gözümüz, seni görmek ümidiyle deniz kesildi... niçin gezmeye çıkmaz, deniz kıyısına gelmezsin?

Senin kerim huyuna ait birçok cevr ü cefa hikâye ettiler, ama bu sözler garazkârların sözleri olacak, sen yapmazsın bu işleri!

Zahit, güzelimiz sana bir cilvelense, sen de Tanrı'dan şarapla sevgiliden başka bir şey istemezsin!

Hafız, mihraba benzeyen kaşlarına secde et... çünkü oradan başka bir yerde gönül doğruluğuyla dua edemezsin sen!


Ey ki der-kuşten-i mâ hîç mudârâ nekunî 

Sûd u sermâye bisûzî ve muhâbâ nekunî

Gazel 479 - صبح است و ژاله می‌چکد از ابر بهمنی

 G.479/1  صبح است و ژاله می‌چكد از ابر بهمنی / برگ صبوح ساز و بده جام یك منی

G.479/2  در بحر مایی و منی افتاده‌ام بیار / می تا خلاص بخشدم از مایی و منی

G.479/3  خون پیاله خور كه حلال است خون او / در كار یار باش كه كاریست كردنی

G.479/4  ساقی به دست باش كه غم در كمین ماست / مطرب نگاه دار همین ره كه می‌زنی

G.479/5  می ده كه سر به گوش من آورد چنگ و گفت / خوش بگذران و بشنو از این پیر منحنی

G.479/6  ساقی به بی‌نیازی رندان كه می بده / تا بشنوی ز صوت مغنی هوالغنی


CDXCIX

Sabah çağı... ikincikânun bulutundan kırağı taneleri damlamakta. Tam içki zamanı... sabah şarabını içmeye hazırlan, bir batmanlık kadehi sun!

Bizlik, benlik denizine düşmüşüm. Şarap getir de bu bizlik, benlik denizinden, bu varlıktan kendimi kurtarayım. 

Kadehin kanını iç, onun kanı helaldir. Kendi işine bak, yapılacak iş bundan ibarettir.

Saki, çabuk ol, şarap sun... gam pusuda. Çalgıcı, vurmakta olduğun perdeyi göster, bırakma.

Şarap ver, çünkü çeng başını kulağıma eğdi de dedi ki: Vaktini hoş geçir. Bu beli bükülmüş yaşlının nasihatini dinle.

Hafız, rintlerin riyasızlığı hakkı için, şarap ver de muganniden “Tanrı ganîdir” sesini duy!


Subhest u jale miçeked ez ebr-i behmeni 

Berk-i sabûh saz u bidih cam-ı yek meni

Gazel 478 - نوش کن جام شراب يک منی

 G.478/1  نوش كن جام شراب یك منی / تا بدان بیخ غم از دل بركنی

G.478/2  دل گشاده دار چون جام شراب / سر گرفته چند چون خم دنی

G.478/3  چون ز جام بیخودی رطلی كشی / كم زنی از خویشتن لاف منی

G.478/4  سنگسان شو در قدم نی همچو آب / جمله رنگ آمیزی و تردامنی

G.478/5  دل به می دربند تا مردانه وار / گردن سالوس و تقوا بشكنی

G.478/6  خیز و جهدی كن چو حافظ تا مگر / خویشتن در پای معشوق افكنی


CDXCV *

Bir batmanlık şarap kadehini iç de gönlündeki gamı kökünden söküp çıkar!

Şarap kadehi gibi gönlü açık, neşeli ol. Ne vakte kadar dibi dar küp gibi üstü kapalı, bağlı... dert ve mihnete düşmüş bir halde kalacaksın?

Kendinden geçme küpünden bir batmanlık kadehi çektin mi, artık benlik lafından az dem vurursun!

Taş gibi ayaklar altında kal, su gibi renkten renge girip eteğini ıslatma! 

Gönlünü bize ver ki, ercesine riyanın da boynunu kırasın, takvanın da!

Kalk, Hafız gibi bir cehd et... belki kendini sevgilinin ayakları altına atarsın!


Nûş kim câm-ı şarâb-ı yek menî 

Tâ bedân bih i gam ez-dil ber-kenî

Gazel 477 - دو يار زيرک و از باده کهن دومنی

 G.477/1  دو یار زیرك و از باده كهن دومنی / فراغتی و كتابی و گوشه چمنی

G.477/2  من این مقام به دنیا و آخرت ندهم / اگر چه در پی ام افتند هر دم انجمنی

G.477/3  هر آن كه كنج قناعت به گنج دنیا داد / فروخت یوسف مصری به كمترین ثمنی

G.477/4  بیا كه رونق این كارخانه كم نشود / به زهد همچو تویی یا به فسق همچو منی

G.477/5  ز تندباد حوادث نمی‌توان دیدن / در این چمن كه گلی بوده است یا سمنی

G.477/6  ببین در آینه جام نقش بندی غیب / كه كس به یاد ندارد چنین عجب زمنی

G.477/7  از این سموم كه بر طرف بوستان بگذشت / عجب كه بوی گلی هست و رنگ نسترنی

G.477/8  به صبر كوش تو ای دل كه حق رها نكند / چنین عزیز نگینی به دست اهرمنی

G.477/9  مزاج دهر تبه شد در این بلا حافظ / كجاست فكر حكیمی و رای برهمنی


CDLXXX

Halden anlar iki dostla iki batman eski şarap... herkesle ve her şeyle alışverişi kesmek... Bir kitap ve bir yeşillik bucağı.

Her an bir bölük halk beni kınasa da sözümden dönmem: Bu durağı dünyaya da değişmem, ahrete de!

Kanaat köşesini dünya hazinesine değişen, Mısır Yusuf'unu ucuz bir fiyatla satmış demektir.

Gel, bu iş yurdunun parlaklığı ne senin gibi bir zahidin zahitliğiyle eksilir, ne benim gibi bir fasikin fasikliğiyle.

Gayb nakışlarıyla bezenmiş kadeh aynasından seyret: Hiç kimse böyle şaşılacak zamanı hatırına bile getirmez.

Hadiseler kasırgasından bu çimenlikte bir gül mü kaldı, bir yasemin mi? Görülmüyor ki.

Gül bahçesinden esip geçen samyelinden sonra bir gül kokusu kalır, bir nesteren rengi görülürse, şaşarım doğrusu!

Gönül, sabret... Tanrı böyle değerli bir yüzüğü Şeytan elinde bırakamaz elbette!

Hafız, bu bela yüzünden zamanın mizacı bozuldu. Nerde bir hakîmin fikri, nerde bir brehmenin tedbiri!


Du yâr-ı zîrek u ez bâde-i kuhen du menî 

Ferâgatiyy u kitâbiyy u gûşe-i çemenî

Gazel 476 - نسيم صبح سعادت بدان نشان که تو دانی

 G.476/1  نسیم صبح سعادت بدان نشان كه تو دانی / گذر به كوی فلان كن در آن زمان كه تو دانی

G.476/2  تو پیك خلوت رازی و دیده بر سر راهت / به مردمی نه به فرمان چنان بران كه تو دانی

G.476/3  بگو كه جان عزیزم ز دست رفت خدا را / ز لعل روح فزایش ببخش آن كه تو دانی

G.476/4  من این حروف نوشتم چنان كه غیر ندانست / تو هم ز روی كرامت چنان بخوان كه تو دانی

G.476/5  خیال تیغ تو با ما حدیث تشنه و آب است / اسیر خویش گرفتی بكش چنان كه تو دانی

G.476/6  امید در كمر زركشت چگونه ببندم / دقیقه‌ایست نگارا در آن میان كه تو دانی

G.476/7  یكیست تركی و تازی در این معامله حافظ / حدیث عشق بیان كن بدان زبان كه تو دانی


CDLXIII

Ey kutluluk sabahının rüzgârı, bildiğin tarzda, münasip gördüğün bir zamanda sevgilinin civarına uğra!

Sen sır habercisisin, gözümüz yolunda. Erlikle, buyrukla değil de bildiğin gibi var. 

Sevgiliye tarafımdan de ki: Zayıf canım elden gitti. Tanrı hakkı için, cana can katan lal dudaklarından bildiğin tarzda bir lütfet!

Ben, şu iki harfi öyle yazdım ki; senden başka kimse bilmiyor. Sen de kerem et, öyle oku ki, kimse duymasın!

* Sevgili, kılıcının hayali bize susuzla su gibi... kılıca o kadar iştiyakımız var. Sen, kendi esirini tuttun, bildiğin gibi öldür!

Altınlarla bezenmiş kemerine nasıl ümidimi bağlayayım? O arada bir ince hayal var sevgili, onu ancak sen bilirsin, belin o kadar ince senin!

Hafız, bu aşk alışverişinde, bu aşk dilinde Türkçe de bir, Arapça da... bildiğin dille şu sözünü anlatmana bak!


Nesim-i subh-ı sa'adet bedan nişan ki tu dani 

Guzer be-kûy-ı fulan kun der-an zeman ki dani